ŞİİR SANATI
Şiir neredeyse dilin doğuşuyla beraber ortaya çıkan bir edebî türdür. Şiiri tanımlamak için bugüne kadar binlerce ifade kullanılmışsa da kesin  ve asla değişmeyecek  bir tanıma ulaşmak imkansızdır. Şiir mefhumu her gönülde farklı bir yere ve manaya sahiptir. Bu şiirin doğasından kaynaklanır. Çünkü şiir bir sanat dalıdır.Tüm sanat dallarında olduğu gibi şiirde de herkesin estetiği, zevki ve  kabulü birbirini tutmaz. Şiirin tezahüründe rol oynayan en önemli faktör duygudur. Her ne karşısında duygulanırsak duygulanalım, şiirin başlangıcı duyguların yoğun olarak yaşandığı ruh halidir.İşte bu sebeple şiirin “Yükseklik çarpı genişlik bölü iki “ gibi bir tanımı yapmak mümkün değildir.

Nedir öyleyse şiir!

Ahmet Haşim’e  göre şiir “Söz ile musıkî arasında sözden ziyade musıkiye yakındır.”

Cahit Sıtkı’ya göre “Kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır.”

Sait Faik ise “Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir. Şiir,insanı insana yaklaştıran şeydir.”   diyerek tanımlar şiiri.

Necip Fazıl  “Mutlak hakikati arama işidir.”  der.
Lamartine “ Şiir, büyük zekaların rüyasıdır.”
Valery ise “İlk mısra tanrıdandır.” diyerek  tanımlar şiiri.

İnsan sevgisidir şiir Yunus Emre’de ;

Bir kez gönül yıktın ise                 Bir gönülü yaptın ise
Bu kıldığın namaz değil                  Er eteğin tuttun ise
Yetmiş iki millet dahi                    Bir kez hayır ettin ise
Elin yüzün yumaz değil                  Binde bir ise az değil

Dostluktur şiir Aşık Veysel’de ;

Ben giderim adım kalır                           
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur, bayram gelir,
Dostlar beni hatırlasın.

Can bedenden ayrılacak,
Tütmez baca, yanmaz ocak,
Selam olsun kucak kucak,
Dostlar beni hatırlasın.

Gün ikindi akşam olur,
Gör ki başa neler gelir,
Veysel gider, adı kalır
Dostlar beni hatırlasın

Nasihattır şiir Karacaoğlan’ da ;

Dinle sana bir nasihat edeyim
Hatırdan gönülden geçici olmaz
Yiğidin başına bir hal gelirse
Anı yad ellere açıcı olmaz

Özgürlüktür şiir Paul Eluard’la ;
Tarlalara ve ufka
Kuşların kanadına
Gölgede değirmene yazarım
Uyanmış patikaya
Serilip giden yola
Hınca hınç meydanlara adını
Ey özgürlük

Son yolculuktur şiir Yahya Kemal’de,bazen de dönülmez bir akşamın ufkudur.

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yokuşu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol

Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeye sükunlu gece
Gruba karşı bu son bahçelerde, keyfince
Ya şevk içinde harap ol  ya aşk içinde gönül

 

Bir katre alevdir şiir Ahmet Haşim’de;

Yarin dudağından getirilmiş
Bir katre alevdir bu karanfil
Ruhum acısından bunu bildi
Düştükçe vurulmuş gibi yer yer
Kızgın kokusundan kelebekler
Gönlüm ona pervane kesildi

Hoşgörüdür şiir Mevlana’da;

Gel,gel,ne olursan ol yine gel
İster kafir, ister Mecusi,ister putperest ol yine gel
Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir.
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel

Kimi zaman sevdadır şiir,
Kimi zaman inat,
İyiliktir şiir,
İyilikten ve güzellikten yana her şey,
Kötülükten yana hiçbir şeydir.
Kısacası insandır şiir,hayattır.
Hayat ise küçük mutluluklardır.

Sözlerime günümüz şairlerinden Yalçın Ergir’in hayatın küçük mutluluklarını anlattığı şiiriyle son vermek istiyorum.

KÜÇÜK MUTLULUKLAR

Küçük derelerdir büyük nehirleri oluşturan
Küçük mutluluklar, küçük, küçücük derelerdir
Büyük nehri ararken üzerinden atladığın
Arkana dönüp de bakmadığın

Küçük mutluluklar
Çıtır çıtır Kızılay simitidir, çayın yanında
Aniden radyoda karşına çıkan şarkı
Kar yağınca tatil olan okul

 

Başarılı bir rejimin birinci günü
Sokakta sevebildiğin kedi
Yürüyen güvercinin kafası
Tenekedeki fesleğen

Kurumuş çamaşırlar, bir kış ikindisi
Geri gelen elektrik
Babanın hikayeleri
Annenin yemeği
Tamir ettiğin alet

 
Yeşil tişörtün, yatarken giydiğin
Bir dostun başarısı, neler çektiğini bildiğin

Elini sımsıkı tutan minik el
Dudağında ıslık yürüdüğün yol
Birden çıktığın yolculuk

 

Sana açılan kapılar
Sana kapıyı açanlar
Hoş gelenler
Hoş buldukların

 

Yalnız kalabilmek - dilediğinde
Kavuşabilmek - özlediğinde

Gerisini ve milyonlarca satırı boş bırakıyorum;
kendi küçük mutluluklarını yazman,
bundan da küçücük bir mutluluk duyman dileğiyle...
Yalçın ERGİR

C.Elif KARAKAYA
Tuzla Teknik Okulları
Türk Dili ve Edebiyatı Öğrt.